24 Kasım 2011

bunun adı yok

Nasıl başarabilmiş bu kadar bulaşmayı hayatıma?
Buna nasıl izin vermişim?
Buna neden izin vermişim?

Parmaklarını dokundurduğu ekran gibi bomboş geliyor bana yazdıkları.
Teknolojiye uzak aklım, bir kalem tutuşu bekliyor -ya da belki bir klavye, bir tuş.
Ama o boşa basılan harfler, tatmin etmiyor beni.

Devinimsiz özlemek olur mu?
Nasıl olur?
Şu anda "benimki" de öyle, öyle mi?
Evet ama benimki yorgun,
bıkkın
ve yenik.
Susması ondan.


Hırçınlığımın nedeni ise burada.

Share/Bookmark

17 Kasım 2011

tek yapabildiğim varsayımda bulunmaktı

Hepsi göğsümde, hepsi boğazımda birikmişti.
Kimi taşlaşmış, kimi kistleşmiş kimi de genç vücuttaki habis bir ur gibi hızla büyüyordu.

Çözülmeleri, dağılmaları ve çıkmaları gerekiyordu içimden


Bu çirkinlikleri ortaya saçmamayı isterdim ama Evren'in dönüştürücü gücüne inandım, biraz bencilce

Daha iyi bir yolu vardı elbet, belki biraz düşünsem bulurdum -çünkü aslında bilirdim hakaret etmemek lazımdı kimseye
ama o mikrosaniyede en doğru bildiğimi yapıp,
kustum tüm yuttuklarımı üstüne.

Belki kuvvetli bir kalkanı vardı, bir damlası üstünde kalmadan akıp gitti
belki de şimdi tiksinerek temizlenmeye çalışıyordur,
orasını ben bilemem
ben zaten hiçbir şeyi bilemedim.
Share/Bookmark

12 Kasım 2011

sağ

Buradan bakınca ne kadar yabancı
halbuki oradayken "birdi"k.
Share/Bookmark