9 Şubat 2010

hadi çocukluğuma inelim

Ünlü - Rüya

Orhan Atasoy - Gemiler


çocuk denecek yaşta bu klipleri severdim,
sadece ürkmez, içine zevk katılmış merakla, gözlerim dört açılırdı.
bunlar mı beni garip etti
ben mi gariptim ki bunları sevdim, orası meçhul..
Share/Bookmark

bu işte bir gariplik yok mu?

hayvandan geldiğimin en çok farkında olduğum zamanlar, göbek deliğimin farkında olduğum zamanlardır.

istediğim kadar boyayayım sertleşmiş keratinlerimi renkten renge.. yanağıma fazladan biraz pembe, göz kapağıma kömür karası bir hat..
özentim onlara değil mi?
yoksa ne diye leoparın desenini üzerimde isteyeyim?
aklım varmış onlardan fazla, kim demiş bunu
onlar doğuştan güzel, hallerinden memnun ve kendilerinden emin
ben sırf güzel buluyor diye balık pulu deseni giymek isteyen bir saka görmedim daha hiç.

göbek deliğimin farkında olduğum zamanlar ise kendimi en çok doğaya ait hissettiğim zamanlardır
yoksa çoğunlukla asfaltın, asansörün, fotoselli lambanın içinde kaybolurum.

ve özünden hayvan olduğunu unutmuş, kendini "şehirli" addeden bir kadının timsah derisinden topuklu ayakkabıların tıkırtısı, gökdelenin koridorunda yankılanıyor.
görse yılanı korkar
görse
hiç düşünmeden kendi derisiyle yapıldığını ayakkabının, ezer başını, başka bir hayvanın kalın derisinden yapılmış kösele tabanıyla.
Share/Bookmark

4 Şubat 2010

itirazı olan?

değil kullandıkları kelimelere, ünlemlerine dahi tahammül edemediğim o izdivaç programlarında sürekli bahsi geçen "elektrik alma/alamama" tabirine bir türlü kızamamamın nedeni sonunda açıklığa kavuştu; modern insan her ne kadar burun kıvırsa da ilkelliğe, bazen candan gelir ona, muzunu güzelce soyan bir şempanzeyi seyreder gibi, gülümsemeyle aydınlanır yüzü.

Biz de  insan soyu olarak elektrikli aletlerden geliyoruz.
kimimiz klima kavminden, kimimiz davlumbaz,
çalışmak, ışık saçmak, işe yaramak, nefes almak, ayakta durmak için fişlerimizin, prizlere ihtiyacı var. onların tabiriyle "elektriğe".
dolanmazsa kablolarımızda elektrik, beynimizden kalbimize akmazsa, anlamsızlaşır, yabancılaşırız.
fonksiyon kaybına uğrar tüm parçalarımız.
vida yerlerimiz paslanır, bozuluruz.
ve bizim oralarda bozulan buzdolaplarını ayakkabılık,
televizyonları da sehpa yaparlar.
kimine göre evrimleşmek de olsa bu;
kablosuz bir masa, elektriğe ihtiyacı olmayan bir gümüşlük olmaya hiç niyetim yok,

bir an düşünsenize, herkesin voltajının şehir şebekesi gibi aynı, fişler-prizler fabrikasyon, tek tip olduğunu.

neo-kablolar olan damarlarımda dolanan bu akımla güzel olan ben buna çok üzülebilirdim.
Share/Bookmark