28 Kasım 2009

bunu anca sen yaparsın

sevdir bana kendimi
en az seni sevdiğim kadar


en az yıldızları,
gökkuşağını
en az kahveyi sevdiğim kadar.
Share/Bookmark

halden anlamazlar

sağ elim, soluna küs
alıp koyuyorum üst üste, kenetliyorum işimi sağlama alıp
oldu diyorum bu sefer,
arkamı dönmeyegöreyim
bakmıyorlar gene birbirlerinin yüzüne
başlarına buyruk
ne yapsam olmuyor
sevemediler birbirlerini gitti..



And Jesus said, "Now take her hand."

Share/Bookmark

etten kemikten değil

buğday unu, şeker, bitkisel yağ, fruktoz şurup, glikoz şurup, tuz, süt (%1,0), peyniraltı suyu tozu, kabartıcılar (sodyum ve amonyum bikarbonat), yapay aroma (etil vanilin), koruyucu (sodyum metabisülfit)

eser miktarda yumurta, susam, soya ürünü ve fındık içerebilir.
Share/Bookmark

20 Kasım 2009

ben bir şey demedim, diye savundu kendini.
peki ya içinden dediklerin?, dedim.
onları, ağzından çıkanlardan daha iyi duyabildiğimi bilmiyor musun?
Share/Bookmark

"böyle zor / bu kadar / dar / böyle kanlı / bu denli kepaze"

büyük şehir bu, telaşesi çok.
genelde her anın farkında olarak yaşamayı tercih etsem de bazen hızlı hareket etmek lazım gelir. kaldırımdan, yola, ordan tekrar yukarı slalom yaparak, yetişmeye çalışmak...
halimden memnunken, karşıma birden yaşını almış biri çıkıverir. iki büklüm bazen, zor yürür. utanırım o zaman gençliğimden, gayr-ı ihtiyari yavaşlar adımlarım.
kolu yoksa birinin, ya da bacağı aksak... saklamak isterim, sağlam kolumu bacağımı.
önündeki sergideki her şeyini satsa, elimdeki bir bardak kahve parası kadar anca kâr edebilecek bir baba gördüğümde, okkalı bir tokat atmak isterim kendime.
babam gelir aklıma, neyi var neyi yok önüme seren babam.
muhtemelen o da ister aynılarından almak kızına
ama tüm suç bende, süt oranını beğenmeyip, gözümü kırpmadan çöpe attığım kahvede.
kahve plantasyonlarında karın tokluğuna çalışan çocukların sıcağı basar üstüme.
ayakkabılarımdan fırlar çiviler, deler etimi. 15 dakikada ürettiği bir ayakkabının çiftini almak için 7 ay çalışan çocuğun ahı tutar.
oh olsun ama
dünyada bu kadar aç varken,
bu kadar muhtaç
hiç utanmayan,
lokmaları boğazına takılmayan, beter olsun.
Share/Bookmark

19 Kasım 2009

kim?

kim ağlar benden başka
kötü bir rüyanın etkisindeyken hâlâ
kahvaltı masasında,
elinde çay bardağı-gözü yeşilde
olmayan sevgilisini aldatacağı için?
Share/Bookmark

"dilim paslı, uykum berbattı"

en sevdiğim şeydi, kendimi duvara yapıştırıp uyumak, rahat ve sağlıklıydı hem de sağıma dönmüş olduğum için.
çünkü solum dolu. herkesinkinden biraz daha fazla.
bazen aklıma gelirdi ama konduramazdım. annem titiz bir kadın, evimize gelen yardımcı da hiç baştan savma yapmaz işini. ne gezer derdim, bir an bile irkilmişliğim olmamıştı. olanca rahatlığımla yaslanırdım duvara...
sonra başıma gelince, hiç ummadığım bir anda, korkar oldum bir daha o tarafa gitmekten.
yatağın öbür tarafı yabancı, rahatsız..
ben orada, uykum, aklım diğer tarafta...
bazen yaklaşıyorum hafifçe, ama eskisi kadar rahat değil,
tedirginim, ağzımı kapıyor bazen üzülerek aramıza yastık koyuyorum,
ama diyorum önemsemiş olsaydı beni,
izin vermezdi o tarafında "onların" gezmesine...
ne kadar istesem de onunla eskisi gibi olmayı, unutamıyorum
üzülüyorum aklıma geldikçe, beni hiçe saymış olmasına...
Share/Bookmark

4 Kasım 2009

bunlar benim ağzıma yakışıyor mu?

dışı hazneli bir mum olduğu için yaktığım, yanıp, erirken, içinde biriken eriyik sıvıyı kurutup tekrar yakmak istedim-- olmayacağını az buçuk tahayyül edebiliyordum-zira o zaman mum piyasası olmaz, herkes bir kere edindiği mumu eritip dondurup, ebediyete kadar yakardı.
çalıştım, olmadı.
işten anlayanlar fitilinin bitmiş olduğunu söylediler,
bence gözümün hâlâ görebildiği fitil, beni bir süre daha idare edebilirdi. kanaatim bu yöndeydi.
çok mu klişe?
meğer her şeyin bir sonu varmış.
daha tam bitmediğine inandığım fitil, duruyor öyle, hiçbir işime yaramadan.
sonbahar temizliğine soyunmuş ruhum, eskilerine ne denli sadık olarak bilinse de,
işe yaramaz/kullanılmaz ne varsa, atmaya meyilli bu ara.
mumla geçirdiğimiz zamanları hiçe sayarak, alıp çöpe attım.
buzdolabında, daha var.
o da biterse,
dışarısı bana mum satmak isteyenlerle dolu.
bu işe bu kadar kafa yormamak gerekiyormuş.
biterse, atarsın
biterse,
yenisini yakarsın.
Share/Bookmark