22 Eylül 2013

Tam olarak soyle;

Tam soyle.
Eskiden pur iluzyondaydim. Sonra hafiften kafam acildi ve elimi etegimi cektim her seyden, olanla savasmayi biraktim. Cunku gordum ki; icimdeki bir yumak korku istedigim seye yaklasmama izin vermiyor.
Dondum ve yikanmaya basladim. Yikanmamin yarisinda verdigim sozlerin bi kismini yeniden unuttum. Ara ara dustum yeniden, dusup olanla savasmaya calistim. Savastigima hic anlatmadim derdimi; bikac kiz bildi sadece. Onlar kufretti, ben onlari susturup, sorumlulugu aldim ustume.
Benim derdim icimdeki canavari oldurmek diye done done anlatmaya calistim, senin kufrettigin benim ogretmenim, senin yapma dedigin benim dersim. Simdi veremezsem bunu, bir daha cikacak karsima yine yeni yeniden. Hep. Birak da otesine gecmeye calisayim.
Benim derdim de, sevincim de hep ben.
Ogrendim, ogrendim, ogrendim.
Ogrendikce bilmedigimi gordum, temizledikce alttan lesler cikti. Bazen korktum cok, midem bulandi ogurdum. Dinlenmek icin geri cekildim sadece; gormezden hic gelmedim. Elim hep tasin en altinda, sorumluluk hep bende. Gozum hep iyilesmede. Sikinti hep mukafatim oldu. Cunku sifa hep oradaydi. Sicak-soguk oyunundaki sicak gibi, yandikca yaklasmissin demekti. Kacarsan, bosa gider.
Aylar gecti, cok goz yasi akmadi ama korkudan 2 avuc kan kustum.
Deli misin? dediler, en buyugu en altta; birakin dedim.
Cebimdeki son kurusu sifaya, en tatli uykumu calismalarima verdim.
Ve dun, son olanin basini ezdim.
Bugun bunu kutluyorum; tek basima bir ordu kadar gucluyum.
Son oyun arkadasima en icten tesekkurlerimle.

Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder