17 Mart 2013

Kızkardeşlerim, yer açın.

Bugün sanki biraz romantik Pazar.
Çok insana çokça şeyler yazdım. Bence sıra küçük kardeşim üzerinden bir durum analizi yapmaya geldi.
Natacha Atlas, onun da seveceği The Knife'a geçiyor.
Türküye sempatisi var ama İbrahim Tatlıses'i sevmek zorunda kalacak.

Her zaman ablalar değil, bazen de küçük kardeşler size öğretir. Mesela Sevgi'yi -eğer almaya gönüllüyseniz. Ve gene mesela, küçük kardeşler, size keyifle; "Ben demiştim.." diyeceğe değil kalbini açmak, fiziksel olarak bile yakın durmamanız gerektiğini öğretir. Ne olursa olsun yanında olmak istediklerini her an yeniden hissettirirler, gerçek Tanrı'nın, ebeveynin, sevgilinin tutumu gibi- senin hep en iyi olmanı isterler ama asla zorlamaz, hep bir adım çaprazınızda, çünkü düşersen ilk o koşacak, sevinçle yükselirsen bir kahkaha o ekleyecek- kulağı hep tetikte. o düşünecek seninle, o alacak fazlalığı üstünden, o koyacak eksiği sen daha ihtimalleri düşünmeye başlamadan önce.
Sen ilerle, önden git ve yoluna ışık tut diye bilinmezde her tökezlediğinde sana cesaret verecek- yolun yol, olacak, hadi bakalım diyecek.
Hep buradayım ben, kafanı sen nereye çevirirsen tam orada.

Bir de üstüne mis kokuyor ki.

Bu sabah annemle hayatımıza gelişini bize getirdiği çayla kutladık.
Ailemize küçük bir kız çocuğu (daha) geldi. Ona evlat, bana bir kardeş.
Adını biz koymadık ama adı da güzel.
Kalbimizi yumuşatıyor, hem seviyor ve seviliyor.
Herkesin ihtiyacı tastamam da buyken; bu hayatımızda olabildiğince hem en gündelik, hem de en kutsalımız
Hayattaki en narin, en temel, en doğal ve bir o kadar en ihtimam ve uzmanlık isteyen konusu
Çünkü unutmuştuk
Şimdilerde biz bunu yapıyoruz, deneyimleyerek -oluyoruz.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder