19 Mart 2013

Björk, Sibel Can, Kays, Erkek Güzelliği ve İlahi Sevgi

he's the beautifullest, fragilest, still strong
dark and divine

Lütfen siz okurken fonda dönsün.


Emreler hala Entaş'ta oturuyordu, üçlü koltukta, sırtımız denize doğru. İkimiz de okuldan gelmişiz formayla ve yorgunuz. Hipnotize olmuş bir şekilde klibi izliyorum. O zamanlar henüz Björk sevmiyorum, sanırım Emre de. O Blind Guardian ben Sibel Can. Ama ne güzel anlaşıyoruz. Ben o zamanlar tahinli çörek de sevmiyorum ama o bacaklarımı yumruklayarak gönderiyor Özdilek'e.

Şimdi vapurdayım. O zaman gittiğim yere gidiyorum. Lineer zamanı pek kestiremiyorum ama 10'dan çok, 15'ten az yıl geçtiğini biliyorum.
Sanki şöyle sağ tarafımda olageliyor gibi geliyor ve SBF'deki Siyasi Düşünceler Tarihi'ndeki İsevi zaman anlayışına nasıl vurulduğumu hatırlıyorum. Doğru olan ve beni o yola sokan her şey dönüp baktığımda parıl parıl parlıyor.
Tanrının önünde dün bugün gelecek hep şu an olmaktadır mıydı?

İlk mini-moleskine'ım maalesef evde.

İş takvimimi nasıl hava durumuna göre tuttuğumdan size bahsettiysem de, kendi çok uzun olmasa da içi dopdolu hayatımı aşk'a göre tasniflemiş olmama gülüyorum. Gülmek derken seviyorum.
O kadar yıl önce dinlediğim şarkının bana şimdi ifade etmesi, her şeyin zamanının nasıl da güzel oturduğunu hissettiriyor.
Ben kendimi ne güzel yapmışım diyorum. Bu ne istediğini bilen, hayatın getirdiklerini kabul eden, istediğini en yürekten ifade edebilirken, istemediğinden kendini zerafetle ayırabilen ne güzel bir kadın olmuşum ben. Bana emeği geçenlere en sevdikleri tatlıları alarak, bugün tek tek kapılarını çalmak istiyorum.
Camdan dışarı, Sarayburnu'nda çok yukarıdan uçan kuşlarda, şu ana kadar olduramadığım sandıklarımın ne güzel olamadıklarını görüyorum. (
Ama) tek tek nasıl yüceltilmeleri gerektiğini, beni nasıl da tam da buraya getirdiklerini. Şu ana- bana ne de güzel uymadıklarını. Hepimizin nasıl da güzel bir takım olduğunu görüyorum. Bikaç ay önce sayfaları çevirirken, gelmek istediğim o noktaya, acaba var mı? Ve bana nasip olur mu dediğim o en sisli noktaya nasıl da güzel geldiğimi görüyorum.

Nasıl yolum tekrar buraya döndü, en ince işleyişini bilemesem de genel olarak kestirebiliyorum. Bu ilahi düzen karşısında insanın başı dönüyor, tapınmak değil bu. Kendimden bir üstte olanlara tapınmıyorum. Saygıyla seviyorum.
Bundan sonraki adımımın ne olduğunu ise çok iyi biliyorum.

Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder