26 Eylül 2012

franny boşluğa bakıyor

Depresyon tek yüzlü bir amnezi hali midir?
Sana huzurun var olabileceğine dair bütün her şeyi unutturur, acı olan ne varsa en büyük rüzgarların söndüremeyeceği mum gibi gürül gürül yanar mı kafanda?
Böyle anlarda tüm sorumluluğu ve inisyatifi birine vermek istiyorum; ona, tanrıya her kime olursa
Kurban olma isteği bu herhalde, ben yapmadım yaptılar mı?
Ben iyi olamam, oldursunlar mı?

Bugünlerde üzülmek kriterim değil, dün üzüldüğümü söyledim ama üzülmüyorum.
Yüce bir bıkkınlık içindeyim, evet yılgınlık.
Hiç kazanamadığım bir şeyde
yine yenildim.
Bunu fark ettiğimden beri de
yenik devam etmek istemiyorum.
Kimse anlamak istemiyor ama aslında bu kadar basit.


Bugün vapur çıkışı, gözüm yokuşu yemezken,
sıcak sonyaz güneşi altında, adamlar almışlar ellerine oltaları, balık avlıyorlar.
Nereden bu şevk, nasıl kalkıp toparlanıp, buralara gelmişler ve bu işi yapacak hali kendilerinde buluyorlar- kafam alamaz bi halde, dikildim arkalarına
2 gündür sadece önüme geleni yaşıyorum kısa bir an belki Antalya'da güneş altında uyumanın bu halimden daha tatlı olabileceğini, aslında Antalya'ya gidebilecek imkanımın da bulunduğunu da düşündüm ama bütün bunları yapmak için, bir sürü hareket, düşünce, konuşma gerekiyordu-hemen vazgeçtim, çünkü benim resepsiyoncuya adımı söyleyecek, hüviyetimi çantamdan çıkaracak bile halim yok.

Ben ağaçtaki yaprağı bile canı acır diye koparmazken, insanın kendi canını yakması biraz zor.
Tek isteğim, karnım acıkmadan, susamadan, tuvaletim gelmeden, konuşmadan, kımıldamadan öylece yatmak.
Eskiden her şey iyi olduğunda beni uyandırın derdim ama şimdi sonsuza kadar yatmak istiyorum.
Share/Bookmark

25 Eylül 2012

o ne zaman bu kadar zalim ve ben bu kadar aptal oldum?

ve bazılarınız ne zaman kötülüğün tebliğini kafi bir suçsuzluk hali olarak addeder oldunuz?

Dün hiç müzik dinlemedim,
ve hiç kitap okumadım.

9 saat deliksiz uyudum.
Uyurken tek hissettiğim, üst gözkapağımın yanıp, acımasıydı.
Uykum güzeldi.
Uykumda hiç üzülmedim.

Vapurdan inerken canım "evlerinin önü boyalı direk"i dinlemek istedi.
Küçüktüm daha çok, sanırım ilkokula bile gitmiyordum, eve temizliğe Ceylan diye genç bi kadın geliyordu. Aklımda kalan genç, güzel ve başına buyruk olduğuydu. Ayağından çıkardığı çorapları telefonun kenarına koyar; ben kızınca da, sana ne be bücür, ben temizliyorum derdi.
Kafamdaki "temizlikçi" profiline hiç uymuyordu. Sonra da kocayı bırakıp, sevdiğine kaçtı.
Önce sevdiğim bi adam Ceylan dedi bana, adım Ceylan kaldı.
En son da o dedi.

Ceylan, sürekli bu türküyü söylerdi -kafamda tek katlı gecekondudan bozma bir köy evinin kapısında ağlayan bir adam canlanırdı. Evin içinde isli lüks lambası yanar sanırdım. Hiç lüks görmemiştim ama annemin anlattığından bildiğim kadarı yetiyordu. Bizde bu şarkının kaseti yoktu, haliyle internet de olmayınca anca Ceylan'ın söylemesini beklerdim.
Ceylan isteyince söylemezdi.
Meğer türküyü annem de biliyormuş.
Sonra hep ona söylettim.

Vapurdan inip, yokuşu çıkana kadar 3-4 kere döndürdüm şarkıyı.
Ne diyordu? 

"aman bir binayı yapamazsan
yıkıp veyran eyleme..." 


Alevi-Bektaşi öğretileri geliyor aklıma. Biz böyle bir toplumun bireyleriyiz. Bu ahlak ve erdem yoksunu hale ne zaman gelindi? İnsan nasıl tamamlayamadığı ihtiyaçları için her zaman gönlüne göre olanı almayı kendine düstur edinir? Sana iyi gelecek olan şeyi, ancak başkasında eksiklik yaratmıyorsa alman gerekmez mi? Erdem bu değil mi? Bu çok temel bir duruş değil mi? Herkeste olması gerekmez mi? Bu insan huyunda bir lüks olmamalı; Başkasının gönlüne dokunabilecekse- dokunmasın diye kendi isteğinden vazgeçebilmek. Başkasını üzmek vs kendi isteğin olduğunda- kendi isteğinden gönül rızasıyla vazgeçebilmek.
Yücelik değil ki bu, bu tam da olması gereken.
Default
Ben yapabiliyorsam, o neden yapmıyor?

Onun iyi bir insan olmak gibi bir derdi yok ama bu da erdemsiz olmasını engellemez.
Dün E. onun hiçbir suçu yok dedi -E. beni ne çok seviyor. Beni mutlu ediyor, beni mutlu edince ben çok mutlu oluyorum ve beni mutlu ettiği için o ayrı mutlu oluyor. gerçek bir win-win- O, istediğini istediği şekilde alıyor evet seni ezerek-korku alanında tutarak, kendine mahkum ederek ama sen de adam ol, yeme numaralarını dedi. Sen kapısını tekmeleyen kız kadar bile değilsin dedi. Kendinde o kadar bile hak görmüyorsun dedi. -Bu doğruya biraz üzüldüm. Ama onun zerre suçu yok dedi, sana hep açıkça söylemiş.
Evet diye tasdikledim, laf anlatmak için fazla yorgundum çünkü ama açıksözlülük her zaman yeterli değil ki. Açıksözlülük ek bir iyilik.
Vicdansızlığın açıksözlülüğünü ben kabul etmiyorum.
 Ve ben suçlu aramıyorum ki artık.

Kızmıyorum ki
Üzülüyorum.
Sevdiğim adamın iyi kalpli olmasını istiyorum.
İsteğim çok masum görünüyor ama bir yandan çok hadsiz.
Bana düşmez- haddime değil.
Bu kimsenin haddine değil.

Kararımı verdiğimi söyledim ama sanırım henüz değil
bi gidip, evinin köşesinde köpek gibi oturayım diyorum, ne isterse yapayım- ağlaya ağlaya. Nefes alışının bile yanında durmak nimet geliyor.
bi an geliyor hiç yediremiyorum kendime- ölene kadar yüzümüzü birbirimize göstermeyelim diyorum, çünkü ahlak yoksunu bu adama paye vermemen gerekiyor.


Ama gene de:
Annesi bence bu halini bilse, doğurduğuna pişman olurdu.
Share/Bookmark