14 Temmuz 2010

zaman eksi an

insan her gün yeni bir şey öğreniyor.
kahve, hayatımın kilit kelimelerinden
pişirilip, fincana konmuş kahve, yudumlanmak üzere fincan bekliyor.
Beklemekten üstü hafif buğulanmış.
Kulbundan tutup fincanın ağzıma doğru getirdiğimde şaşa kalıp, kokunun bilindikliğini fark ettim.
Çok iyi biliyorum ben bunu, bilemediğim bir yerden.
iki yudum arası belli bir zaman vardır. yuttuğun yudumu hissetme, keyfini yaşama ve etkisi geçtiğinde, vardığında midene, bir diğerine yeltenme,
yaklaşık 30 saniye
sırası geldiğinde ikinci yudumun, bulamadım aradığımı.
işin sırrı ilk kokudaymış.
kahve kotamın bugünlük dolmuş olmasına rağmen,
kandırabilirsem kendimi,
görmemesini sağlayabilirsem içtiğimi yatmadan tekrar istiyorum.

bir burun çekişi kadar kısa.
dolu.

Anladım nedenini.
Sonra anlamsız geldi, bütün eski içişler.

Gene gülümsedim arkama yaslanıp hınzırlığına,
tüm evrenle kurduğu bu işbirliğine,
kokusunu, tadını ödünç verip tüm dünyaya bana her yerde kendini hatırlatmasına
bu sefer biraz burkuldu içim
hayatta en sevdiğim zaman aralığı bu küçük anlar ama
tüm zamandan bunları çıkardığımda koskoca bir boşluk kalıyor, işte tam  böyle
Share/Bookmark

1 yorum: