12 Temmuz 2010

harika bir devr-i daim

Burada yalnız doğruluk var, bu yüzden de doğru değil...


Öyle birini tanıyorum ki, ona ne sorarsanız sorun her şeye verecek "mantıklı" bir cevabı var. Söyledikleri doğru mu doğru ama ortada bir yanlışlık var.
Kendimi savunamıyorum karşısında, tek diyebildiğim, bu işlerin bu kadar basit olmadığını hissetmem.
Hissetmek mi? Ona göre o da kimyasal, x hormonu gelip kaslarımıza yapışıyor ve o anda adrenalin...
Bir dakika demek istiyorum. Dur orada.
Sen erkeksin, hiç kadın olmadın ve bunun ne olduğunu bilemezsin.
Aynı anda 40 tilki dolaşır kafamızda ve kırkının da kuyruğu değmez birbirine. Her türlü problemi ve daha problem haline gelmemiş durumları, iyileri, kötüleri, değerlendirip, çözüm bulacak şekilde dizayn edilmişiz biz. Bu iş bu kadar kolay olsaydı, biz zaten alt edebilirdik.
Hissi dünyayı görmezden gelmek, sayfanın okuyamadığın yarısını, kim bilir belki daha da fazlasını kapatıp, yok saymak değil mi? Sadece anlayabildiğin kısmı var saymak? Onu doğru bilmek? Ama gelin görün ki, ben kendi kısmımı pek anlatamıyorum.
İstemek demek istiyorum, istemek safi kadına özgü bir olgudur.
Sevdiğin adamı istemekle, o tezgahtarlara tam anlatamadığın, hayali çerçeveleri olan ayakkabıyı istemenin, o ikisini de bulamadığında gelen yıkımın tamamen aynı olduklarını; kadın olmanın zaferler ve yenilgilerden oluştuğunu, her ulaşamadığımızda kendimizi yerlerde hissetsek de, bunun kadınlığa ait bir his olduğunu bildiğimizden, tadına vara vara yaşadığımızı söylemek istiyorum.
Pür heyecanız biz, saf duygu, bunlar beraber pompalanıyor parmak uçlarımıza, tek tek her hücreyi dolaşıp, yeniden kalbimize... Harika bir devr-i daim bu.
Ve bu işin kimya-fizik-biyolojiyle yakından uzaktan ilgisi yok.
Tıbbın daha keşfedemediği minicik bir organ var göğüs kafesimizde.
En çok nereni beğeniyor deseler, işte oramı derim.
En çok oramı beğeniyorum ve pozitif bilimlere burun kıvırıyorum.
Share/Bookmark

2 yorum:

  1. Mantıklı cevap:
    Bir konu hakkında fikir sahibi olabilmek için bilgi sahibi olabilmek gerekir ya…hani insan algılayabildiği kadardır ya…hani aslında insan karşısındakini ancak kendinin yettiği kadarıyla anlayabilir ya… ♫ işte öyle bir şey ♫

    Örneklerken “x hormonu gelip kaslarımıza yapışıyor ve o anda adrenalin...” diye anlatınca konuyu insan kendine, anlayamaz ki tabii ki.

    Tilkinin kuyrukları neden değmiyor biliyor musun? Alan çok geniş ve yer çok boş.
    O hayali çerçeveler de aslında yoklar. Kendi kendine gelin güvey olmak konusunu “pozitif bilim” gillerden olmayan ama bilim sayılan psikoloji nasıl ele almış diye bakarsan, o aslında olmayan şeyleri istemenin, o coşku dolu anların, o mağlubiyetlerin ve zaferlerin hangi ihtiyacı karşıladığını çok net anlarsın. Burada “anlamak” önemli kelime.

    YanıtlaSil
  2. bu commenti her okuduğumda,bilmememden ötürü yanlış (sana göre ya da belki gerçekten yanlış)düşünüp söylediklerime olan tepkinin, aslında bu denli sert olmadığını biliyorum. bu da beni hep rahatlatıyor.
    daha iyisini ve doğrusunu biliyorsan, öğret bana.
    buna hiçbir zaman karşı çıkmadım.
    gönüllüyüm.

    YanıtlaSil