5 Temmuz 2010

hangisi haklı?

Balzac mı?


Çocuklarımı sizin kadar sevmedim, çünkü her büyük sevgi, borçlu olduğumuz öbür sevgilerden çalınır, onların zararına olmak üzere büyür.



Márquez mi?

Florentino Ariza, daha önce birkaç kez başına gelen ama bilincine varmadığı bir şey öğrendi ondan; insanın, tümü için de aynı acıyı çekerek, hiçbirine ihanet etmeksizin birkaç kişiye birden aşık olabileceğini.


Yazısı peşinden geldi.

Bir yanım çok bencil,
fakat gönlüm geniş.
Tam yılını hatırlamıyorum ama 14-16 yaşlarımdaydım sanırım. Benim canım arkadaşlarımdan biri,biyoloji amfisinde yanımda oturuken, Franny dedi, sen ne güzel seviyorsun. Birini seviyorsun, sonra ona olan sevgin hiç azalmadan, üzerine başka birini de seviyorsun. Bu harika bir şey olsa gerek, ben hep, sadece tek bir kişi sevebiliyorum. Küçüktüm daha, sevme yetimi kurcalamamış, derinine inip, kendimi yoklamamıştım ama gözlerim parladı. Taa o zamanlardan, sevmeyi seviyordum.
Ben biliyorum ki, x'e olan sevgim, y'ye olanı hiç azaltmıyor, hepsini ayrı yerlerde, aynı anda, doyura doyura sevebiliyorum. Hepsi birbirinden farklı, hepsi ayrı güzel, hepsi ayrı zor...
Ben Márquez'im.


Sevme işinde etkenden edilgene geçtiğimde ise dostum Balzac oluyor. Bir erkeğin ilgisini bölüşmek akıl almaz, kabul edilemez ve imkansız... Kimse beni aksine inandıramaz.
İnat değil bu, keşke inansam.
Ama bildiğim erkek sevgisi bu değil.
Benim bildiğim babamınki,
ve hepsinin onun suçu olduğu.
Bu kadar çok sevilmek; Franny eğer çorapla yatmışsa, ayakları ısınmıştır, elektriğini atamaz, kabus görür ve derin uyuyamaz diye dertlenip, gecenin köründe uykusundan kalkan baba.. Herkesin beni böyle sevmesini bekliyorum,
senin gibi uykumdan kaldırıp, susadın mı diye sormalarını
BEN HİÇ SU İÇMEM! diye bağırıyorum ortalarda, belki biri "iç" der diye.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder