30 Mayıs 2010

asma köprü

bir şeyi sevdiğinizi söyleyip, ondan kaçmanızı anlamıyorum. madem gerçekten sevmiyorsunuz onu, kelimelerin anlamlarının yitmesine sebep olmayın. başka bir fiil kullanın yerine, zarflarla süsleyin ya da.
bazen seviyorum deyin, şu şu şartlarda seviyorum...
güneşi çok seviyorum demeyin.
sevmiyorsunuz çünkü.
ben seviyorum fakat. en kızgın halinde gidip tam alnına kuruluyorum.
kestaneyi de sevmiyorsunuz. kurallara bağlayıp, akşam yemeğinden sonra çerez niyetine yenmez illa. gece boyu öyle canım çeker ki benim, sabah kalkıp, kahvaltıda yerim.
canım bunu yapmak istiyor deyip, olanca rahatlığınızla yerinizde durmayın lütfen. benim canım 3. aynı renkte allık almak istediğinde, sus toplamış ayaklarımı hiçe sayıp, cebimdeki son parayı vererek gider alırım. sürmem hemen ama çantamda olduğunu bilmek bile yeter kendimi iyi hissetmeme.
bu eteği bulduğuma sevindim hiç demeyin. sevdiğim bir kıyafetin mutluluğu uykumu böler. gözümü açıp sorarım kendime, ben neden böyle mutluydum derim, aldığım güzel şey gelir aklıma, gülerek uyumaya devam ederim.
umarsızca, mesajlarınızın, maillerinizin sonuna öpüyorum yazmayın, canınız gerçekten öpmek istemediğinde.
ya da yapın. daha çok yapın.
aramızdaki uçurumu daha çok derinleştirin ki hiç yaklaşamayalım birbirimize.
ben sizi pek sevmiyorum zira.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder