4 Şubat 2010

itirazı olan?

değil kullandıkları kelimelere, ünlemlerine dahi tahammül edemediğim o izdivaç programlarında sürekli bahsi geçen "elektrik alma/alamama" tabirine bir türlü kızamamamın nedeni sonunda açıklığa kavuştu; modern insan her ne kadar burun kıvırsa da ilkelliğe, bazen candan gelir ona, muzunu güzelce soyan bir şempanzeyi seyreder gibi, gülümsemeyle aydınlanır yüzü.

Biz de  insan soyu olarak elektrikli aletlerden geliyoruz.
kimimiz klima kavminden, kimimiz davlumbaz,
çalışmak, ışık saçmak, işe yaramak, nefes almak, ayakta durmak için fişlerimizin, prizlere ihtiyacı var. onların tabiriyle "elektriğe".
dolanmazsa kablolarımızda elektrik, beynimizden kalbimize akmazsa, anlamsızlaşır, yabancılaşırız.
fonksiyon kaybına uğrar tüm parçalarımız.
vida yerlerimiz paslanır, bozuluruz.
ve bizim oralarda bozulan buzdolaplarını ayakkabılık,
televizyonları da sehpa yaparlar.
kimine göre evrimleşmek de olsa bu;
kablosuz bir masa, elektriğe ihtiyacı olmayan bir gümüşlük olmaya hiç niyetim yok,

bir an düşünsenize, herkesin voltajının şehir şebekesi gibi aynı, fişler-prizler fabrikasyon, tek tip olduğunu.

neo-kablolar olan damarlarımda dolanan bu akımla güzel olan ben buna çok üzülebilirdim.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder