8 Aralık 2009

hava alan diş dolgusu gibi, rüzgarda sızlıyor hafif hafif

unuttuğum oluyor
ama en çok bir iş yaparken hissediyorum onu.
olmadığını.
bazen umursamıyorum
bazen umursamamaya çalışırken daha çok kanırtıyor içimi eksikliği.

her yerde bulunacak cinsten değil, değişik kıvrımları var,
herkesteki uymuyor.

gözümü karartıp bazen, alıp alıp koymaya çalışıyorum, gözümün ilk gördüğünü.
uymuyor, oturmuyor,
emanet duruyor üstümde,
yürürken sallanıyor. bantlayıp, yapıştırıyorum.
annem kızmasın burnu büyüklüğüme,
üzülmesin daha fazla bu halime diye..

olmuyor.

bir tane var ama biliyorum.
sokağın birinden geçerken görmüştüm vitrinde.
satılık değilmiş.
utanıyorum gidip istemeye. gidip meramımı anlatsam açıp gömleğimi göstersem,
bakın desem tamı tamına aynı
kıvrımları, boyutu. mahzun bir gülümseme kondursam suratıma, acındırmak için biraz..
koysam, dolacak.
koysam,
tam olacağım
desem.

verirler mi?
al derler mi
al
senin olsun.
Share/Bookmark

2 yorum: