5 Eylül 2009

yoksa siz bunu biliyor muydunuz?

Her şey hızla değişiyor, otobüslerde sigara içilen günler artık benim gibi hafızası çok kuvvetli birinin dimağında bile sadece bir toz bulutu... O yüzden bunu da çoktan biten bir alışkanlık, bir alışveriş tarzı sanıyordum.
Fakat İzmit civarında, biniverdi işte trene. Sesinden anladım, kafamı kaldırma zahmetinde bulunmadan, gözümü satırımdan bir an bile ayırmadan. İşte ikiyüzlülüğün daniskası; "pişmaniye" yemeyi en sevdiklerimdendi ve o andaki tüm isteğim onu yeme yönündeydi. Cebimde param var ve alacak kabiliyetim. Bazen hiç yapmak istemediklerimi yaptığım gibi; bazen de hiç sebepsiz-yok yere yapmak istediklerimi yapmıyorum.
Üstüne birkaç satır yazmışlığım bile var-çok küçükken; şişmanlık-pişmanlık örgüsü üzerine kurulmuş. Bunu gerektiği gibi hissebilmeniz için belirtme gereği duyuyorum; ona olan sevgimin büyüklüğünü fark edin. Fark edin ki anlayamayın, onu almaktan neden bu kadar imtina ettiğimi.
Bu kadar isterken ve önümde hiçbir engel yokken... Üstüne üstlük satıcının arzusu da benim almam yönündeyken, almamam...
Tam o anda mini minnacık ışıklı bir patlama oldu içimde;
İstediği halde yapmamak!
Sadece "istediği halde" eyleme geçmeme bile değil. Talep var ve arz da zaten hâlihazırda. Buna rağmen tüm bunlara rağmen; yapmama, yerinde kalakalma.
Daha ne kadar toyum.
Her yapmayanı istemiyor sanıyordum. Bu yaşıma kadar bunu böyle sanıyordum.

İçimde zaten az miktarda olan huzursuzluk da uçup gitti.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder