19 Ağustos 2009

" `öyleyse sezar'ın hakkını sezar'a, tanrı'nın hakkını tanrı'ya verin´ dedi."

son zamanlarda ondan bu kadar çok bahsettiğime bakıp da aşık olduğumu sanmayın. kesinlikle hayır.
böyle olsa, göğsümü gere gere söylerdim.
fakat bu yatay bir his. boydan uzun, ama derinliği olmayan bir saksıya ekilmiş biber fidesi gibi.
şehrin ortasında, cam kenarında, sığ bir saksıda sebze yetiştirmek gibi, özü de, kendi de baştan yanlış. kök, derine doğru değil de sağa sola ilerliyor. bu yüzden gündelik hayatımın birçok alanına dağılmış vaziyette fakat sert bir lodosta uçar gider-ki biz İstabul`da oturuyoruz, lodosumuz bol.
ön bahçemizdeki koca ağaç devrilmisti, ben ortaokuldayken -ibrettir bu onlara, ben asla unutamam-- sadece boydan uzayan zayıf bir biber fidesinin hele eseri kalmaz maazallah. hele bir de bu "ne edeceğini bilmez, yaptığından, yaptığı anda- yapmadığından ise yap(a)madığı için sürekli pişmanlık duyan" bir fideyse işi daha kolaydır, rüzgarın gözünde.
toprağını da kontrol ettim aslında, böcek dadanmamış ama kendi filizlerini kendi kırıp döküyor, anlamak zor. ben sadece bakmakla yetiniyorum. canını acıtmaz bu bahçıvanın sadece asabını bozar.
fakat aşkın ağacı böyle değil hatta neredeyse tam tersi. saksıda maksıda olmaz zaten. bu konuda hemen anlaşalım-serada da yetişmez. bahçelerde olur, en suni yer olarak; belki parkta.
kökü gövdesi kadar güçlü, kendi boyu kadar toprağın altında. söksen sökemezsin. kolay kolay yıkılmaz, bir "El Nino" gerekir ya da bir "Katrina", ki onlar bile köklerini sökmeye yetmez.
fakat ben merak ederim; o kalan kökler ne olur diye. bunu bir nebatatçıya danışmak gerekir ya da sizin deyiminizle bir botanikçiye. yerine ekilen ağaçla birleşiyor ve onu mu güçlendiriyor? kim bu kadar verici kim bu kadar tok olabilir? ben değil. ben asla değil.
yoksa yeni gelenin büyümesini mi engelliyor, fazla yer kapladığı için? işi bitmiş fakat çekip gitmiyor.hırstan. ya da o kadar zalimleşmeyelim; kıyamıyor emeklerine, yeni gelen tazenin yerine konmasına..
ya da fosilleşip kalıyor mu? kimse elleyemiyor, hiçbir yere gitmiyor kendinden emin, hep derinlerde.
zararsız ve hasetsiz.
bu yüzden sezarın hakkı sezara.
fidenin işvebazlığıyla ağacın kadimliği hep ayrı saklama kaplarında durur, bizim mutfak dolabımızda.

yoktan var oldu fakat bir türlü yok olmuyor.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder