6 Ağustos 2009

kısmen güneşli

her ne kadar çok konuşsam da her şeyi, herkese söylemem hele de böyle şeyleri; pek nadiren söylerim, sadece en yakınlarıma. her gün gördüklerim değil kastettiğim, zihnime en yakın hissettiklerime. en sevdiklerime. zira alışmışlardır bana ve gözleri fal taşı gibi açılmaz, onlara isteklerimden, hayallerimden, düşündüklerimden bahsettiğimde.
bazısı sadece tavla oynarken karşımdakini yenmenin bende 2. sırada yer aldığını bilir. çünkü ben taşları gönlümce dizmeyi severim, canım nasıl isterse o anda, nasıl daha güzel görüneceklerine inanırsam öyle.. şansa, hem de yenersem, değmeyin keyfime..
bunu pek bilmezler ama ben bazen birinin hangi mesaja cevap vermeyeceğini bilir, onu yazarım ona. sanarlar ki, cevap beklerim dört gözle. katiyen! asıl gelmediğinde memnunumdur ben, haklı çıkmanın memnuniyeti birikir parmak uçlarıma.
bir dialog yazarım kafamda ya da bir an hayal edip onun fotoğrafını çekerim, hatları hayli belirgin. kimin kime ne dediği, kelimesi kelimesine daha önceden, çok önceden yazılmış. sonra söyleriz repliklerimizi, kimse sırasını şaşırmaz.. hepsi hoş değil bunların, bazıları kimilerine göre gayet nahoş.. fakat zaten ben değil miyim daha 5 yaşında bebekken, korkunç hayaller kurup bunların gerçekleşme ihtimaline baygın düşene kadar ağlayan?
kim sever bilmem 4/4lük insanları? ben özgüvende küçük hasarları severim. durur, izler, anlarım.. görmezden gelmekle kalmam, bilirim ki varlıkları öyle rahatsız etmektedir ki onları, garip davranışlara sürükler. üzülürüm içten içe, kendilerine bunları dert ettiklerine. o yüzden çantamda hep bir dev aynası taşırım, sevdiklerimin memnun olmadıkları yerlerine tutmak için. bazen bu bir uzuv olur bu, bazen de hastalıklı bir takıntı.. nasıl istiyorlarsa öyle görürüm, öyle gösteririm onlara da. bunun karşılığındaysa zamanla bana alışmalarını beklerim. benleyken, başkalarına büründükleri hallere bürünmemelerini..
gece, yalnız başlarına uyurken, nasıl öz kendileriyse, işte aynen öyle olmalarını
çünkü o dakikalar değil midir, insanın kendine bile yalan söyleyemediği?
bu anlarınızı verin bana,
en tatlı sırlarınızı
sevgiyle biriktiririm,
ve büyük bir özenle saklarım, aklımın en temiz köşesinde.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder