20 Ağustos 2009

fakat yükselenim balık

Türkiye ile İsrail gibiyiz.
Bir küs bir barışık
Ne ayrı kalabiliyoruz, ne beraber.
Sanırım bu ilişkideki Türkiye benim.
Sürekli gelgitli, sürekli tutarsız.
İdeolojik uyumsuzluk fakat diplomatik gereklilik.
Biz tam da buyuz.
artık kullanmayacağı, modası geçmiş neyi varsa bana satmak istiyor. sadece çölde gitmeye elverişli tanklarını bile. halbuki benim ne çölüm var, ne de tankları severim. varımı yoğumu verip, hatta üstüne borçlanıp, önerdiklerini büyük bir minnetle alıyorum. hatta satmak istediği benim diye, şanslı addediyorum kendimi. o mu kötü niyetli, ben mi safım, bilmiyorum.

Bazen şaka yapıyorum gerçek sanıyor
Bazen gerçeği söylüyorum, şaka sanıyor.
En kötüsü de bu galiba; inandırıcılığını yitirmek mi denir buna yoksa hareketlerin belli bir başlığa oturtulmaması - ciddiye alınmaması mı bilmiyorum ama;
nedenini iyi biliyorum;
çok söylüyorum. çok söylüyor, çok konuşuyor ve çok yazıyorum.
ruhum ve zihnim sürekli dalgalandığı ve bu esnada ağzım/dilim de aynı hızla onlara eşlik etmeye çalıştığı icin.
Bunun için,
bana pek inanmıyorlar-
ne kadar açıksözlü olursam,
inandırıcılığımı o denli yitiriyorum.
ciddi-soğuk-ketum olmam gerekiyor.
fakat bu şekilde doğmadm ben.
Burcum ikizler;
konuşur, daldan dala konarım, uçarı hareketlerim de var
fazla ciddi, fazla katı olanlar da
2. tarzı göstermekten imtina etsem de genelde ona ve onlara,
bilmeliler ki;
Keskin yönlerim de var, iki ucu tamamen açık; nereye çeksen oraya giden, ne desen onu yapan yanlarım da. yeter ki bana çekici gelsin; tek şart bu.
Orhan Pamuk; "sonuna kadar susabilmek isterdim, ama biliyorum, yapamam. çünkü ahmağın tekiyim." diyor.
arada deniyorum ben de

ya pa mı yor um.


p.s. dünyanın çivisinin ne zaman çıktığı soruldu bana. ve dedim; hislerin riyasız dışavurumunun adının zayıflık kondugu gün. işte o gün dünyanın çivisinin çıktığı gündü. herkese ve her şeye yabancılaştığım; benim kimseyi, kimsenin de beni anlamamaya başladığı gündü.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder