29 Ağustos 2009

ben hiç şüphelenmedim

Şüphe;
Libya dolaylarından gelen, çölden kalkan, yoğun bir toz bulutu.
Tüm güzelliklerin üstünü örtüyor.
küçücük ciğerlerimle nereye kadar üfleyebilirim, uçsunlar diye? uçsunlar, kalksınlar ve sadece güzeli-iyiyi görsün diye eğitmeye çalıştığım gözlerim biraz pratik yapabilsin diye.
Azmedip üflüyorum, ne yaparsam kârdır. başım dönüyor. balon şişirir gibi.
duruyorum.
pes edeceğim galiba.
halbuki ne çok isterdim, geldikleri gibi yok olmalarını.
yediremiyorum kendime, bu kadar çabuk çözülmeyi.
biraz daha, son bir gayret; üflüyorum.
Olacak gibi değil.
Vazgeçmedim.
Elime bakıyorum, avcumun içine; başka hiçbir seçeneğim kalmamış.
ceplerimi de yokluyorum, nafile
böylece;
vazgeçiriliyorum.
kolay kolay kimsenin sözünü dinlemem ama benden daha güçlü biri bunu istiyor demek.
çabalarım kâr etmiyor. gözün alabildiği yeri kaplamış, katrilyonlarca toz zerresini- kaldıramam.
isteğim var ama bu yetmiyor. buna gücüm yetmiyor.
bana tek bir yol kalıyor;
vazgeçmek.
tek bir yapılacak şey;
devinimsizlik.
dilsiz
fakat ne sağır ne kör.
yol üstünde bir kaya parçası ilişiyor gözüme.
oturup bekleyeceğim.
tozlar kalktığında-kendiliğinden
kırgın değilsem
ve hevesim kaçmamışsa henüz- duruyorsa yerli yerinde
istediklerimi yapmaya devam ederim. belki "size" göre başlarım. bu konudaki kıstasınızı bilemiyorum.
Fakat; geçmişse hevesim. az da olsa bir kırgınlık varsa,
o zaman suçlayabilirim, tozu ve onların orada kalmasını isteyeni.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder