28 Haziran 2009

he loves me as he loved jacob

bugün çok gündelik, çok basit, çok başka bir şey yaparken farkettim;
bu işin neden kursağımda kaldığını.
en son onu ziyarete gitme sebebim; sadece şükranlarımı iletmekti -o maksatla gitmek istemiştim.
fakat kapıdan girip de onunla konuşmaya başladığımda;
evet ilk olarak ona teşekkür ettim, fakat sonra şımardım.
şımarıp dizmeye başladım isteklerimi.
madem bunu yaptı diye düşündüm içimden, o zaman demek ki devam edecek, beni memnun etmeye -ki belki de edecekti. fakat beni o kadar doymaz görünce, pişman oldu galiba. pişman oldu ve vazgeçti bana dair planlarından. ben oradayken, bunu bana hissetirmedi. yanından ayrıldığımda -kendimden ve olacaklardan emindim
fakat ondan edindiğim; burnuma güzel bir fiske oldu.
ve ben kıçüstü oturdum, daha da yükseleceğimi sandığım sırada.

biraz biraz kızsam da burnu büyüklüğüme-çünkü yarı yolda kalmamın tek sebebi buydu- son zamanların yeni hediyesi, güzel bir motto-hayata dair- kısa günün kârı kaldı cebime.
ve şimdi tekrar özür diliyorum, son seferdeki zihin dağınıklığım için, fakat bilmesi lazım ki, bu benim değil, beraberimde gelen arkadaşımın suçuydu.
en kısa zamanda, yanına gelip, zihnimi bütün pisliklerden temizleyip, sadece ona adayacağım -her neyim varsa
birkaç yoğun dakika
ve bu bize yetecek.
ruhum zaten yanında,
ayaklarım ise daha sık uğrayacak.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder