4 Haziran 2009

alaim-i sema

başıma ne geliyorsa, deniz otobüsünde geliyor.
tenha bir saate denk geldiğim için, cam kenarına oturdum. maksadım; kimseye yer vermeden- kalkıp/oturma sıkıntısı çekmeden, camdan sakince dışarı bakıp, kulağımda müziğim, son günlerin heyecan verici gelişmelerinin hayalini kurmaktı.
beni tanıyan herkes iyi bilir, gökyüzünün nimetlerini çok severim, hele de güzelliğini bize nadiren bahşeden gökkuşağını.
o kadar ki, benzin istasyonunun yanına konuşlanmış ilkokulumda, yola dökülmüş benzinin, güneşin altında garip bir şekilde renkten renge dönüşünü bile o sanırdım, sadece bana göründüğüne inanırken-kendimi hep özel hissederdim. beraberce lastik atladığımız arkadaşlarıma tek kelime söylemeden hissederdim hepsini, korkardım zira; onlar da görebiliyorsa eğer diye..
işte dün de böyle oldu.
kafamı hafifçe sola çevirdiğimde, denizin üstünde bizimle/benimle beraber gelen bir gökkuşağı gördüm. otobüsle beraber gelen telgraf teli-otoban çizgisi gibi.
normalde asla yapmayacağım realist bir hareketle, deniz otobüsünün tepesine bakmaya çalıştım, bir şeyden mi yansıyor diye. ilk hatam buydu-varlığından şüphe etmek. ilk buna darıldığını sonradan anladım. fakat hayır! benim için gelmiş, bana eşlik ediyordu.
böyle şeyler çok kırılgan olur, çok alıngan.
şüpheden hiç hoşlanmazlar-şüphe, naifliklerinin en büyük katilidir.
tıpkı alex ve aimee gibi.
fakat ben bir an boş bulunup sürekli açık, ana iktidar partisinin aleni propagandasını yapan, çirkin seslerin geldiği televizyona verdim ilgimi. sandığınızdan çok daha kısaydı.
geri döndüğümde ise çoktan gitmişti.
muhtemelen beni cezalandırdı.
kim bilir, onu daha çok sevdiğini sandığı başka birine yollandı tüm edasıyla, güzel yüzünü göstermek için.
hâlâ öğrenememiş olmalı ki,
kimse
fakat hiç kimse, onu, benim sevdiğimden
daha çok,
benim sevdiğimden
daha güzel
sevemez.
bunu farkettiğinde bana geri dönecek.
ve benim sevgim "diğerleri"ninki gibi olmadığndan;
onu en tatlı en içten gülümsememle
kabul edeceğim.
sonra isterse tekrar gitsin.
Nasıl olsa, yeri benim yanım.
O, bunu çok iyi biliyor.

Sanki onunla doğmuşum gibi doğal olarak avucuma yuvalanmış. Dengesi ve teması kusursuz. Birkaç saniye düşündükten sonra, artık benim olduğuna karar verdim.

Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder