18 Haziran 2009

5.de sonuncu

çok sevdiğim bir arkadaşım cep telefonuma mesaj attı; en kötü parmak hangisi diye ve iki seçenek sundu bana;
biri serçe diğeri baş parmak.
ikisi de değil dedim ben de.
serçe, adı bile yeter en kötü olmamak için hem miniktir, hem zarif. en kırılganı aralarında
diğeri de "baş"parmak. o olmasa, elin bir hiç, en fazla sigara içebilirsin, o da sadece tutabilirsin, ne yakabilir ne de silkebilirsin.
bunlar bu iki parmağın neden kötü olmadığına dairdi, kötü olansa; yüzük parmağı.
o da şaşırdı bunu duyduğuna ama öyle.
nedenine gelince;
tek başına var olamayan, hareket edemeyen, maddi değeri olan süse meraklı olmasıdır onu kötü yapan.
tıpkı kafasının içi boş, içini süsleyemediğinden, sadece dışıyla uğraşan, ruhsal eğitimi sıfır -koca bir sıfır- yanında onu yönlendiren ve her türlü ihtiyacını karşılayıp onu var edebilecek bir erkek olmadan bir hiç olan kadınlar gibi.
bunu bilirsiniz, bu beyinsiz yüzük parmağını tek başına hareket ettirebilmek çok zordur, hareket kabiliyeti kısıtlı, yanındaki parmaklara yapışıktır adeta.
ve yüzük ister
hem süs hem statü için
toplumsal baskıları sırtında hissedip, bunun için didinir
ama yıkmak için değil, bunun bir neferi olup en şaşaalı haliyle devam ettirmek için.
en pahalısını edinmektir hayattaki tek amacı.
bazı kültürlerde sırası değişse de; bizde, önce sağda sonra solda.
o yüzüğü taksan bir dert, takmasan başka türlü.
tam da bu sebeplerden dolayı;
kendi kendine var olabilene kadar
ben bu estetik düşkününü 5 çeşit parmağın sonuncusu seçiyorum
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder