14 Mayıs 2009

us-lanmam

herkesin sevdiği büyük, gösterişli mağazalardan ziyade, ben genelde köşede bucakta kalmış, kuru kalabalığın habersiz olduğu/haberli olsa dahi uğramaktan pek hazzetmeyeceği yerleri severim.
şu ana kadar hiç keşfetmediğim birinin önünden geçerken, dükkandan çıkan iki kızın, aldıkları üzerine hararetli konuşmaları, beni ister istemez içeri soktu.
güzel şeyler satıyorsunuz her halde dedim, havam yerindeyken, yabancı insanlara takındığım kibar/kentli/sevimli genç kadın surat ifademle. evet dedi orta yaşlı adam, sizin gibi küçük hanımların bu aralar pek severek aldığı-piyasada geldiği an tükenen son moda "şey"lerden de getirdik. Ben onlardan pek sevmem dedim adama kendimi tutamayıp ekledim de; en çok okunan gazetenin posta olduğu, kimsenin elini güzel bir kitaba değdirmediği, yollarının güzel bir film veya sergiden geçmediği bu insanların sevdiği şeyleri maalesef ki sevemiyorum. gülümsedi adamcağız, beni kibirli bulmakla kalmayıp üstüne üstlük boşboğaz olarak da gördüğünü hissettim. kendimi hafifçe toparlayıp, evet bakalım neymiş, gençkızların son gözdesi. doğrular dedi adam, o kadar hızla satıyoruz ki, bugün yeni bir parti daha getirdim, hatta çok şanslısınız, istediğiniz konuda seçebilirsiniz-genelde ne kalmışsa onunla yetiniyor bunları alanlar. hem bunlara da hayır diyemezsiniz sanırım, herkes sever doğruları.
ama benim gözüm hemen tezgahın yanındaki soluk kutuya takıldı, bunlar nedir dedim. onlar da yanlışlar, bizim densiz çırak almış. aldığımız günden beri orada duruyor. e kim bakar suratına, dura dura soldular hem de. isteyeni çıksa neredeyse üstüne para vereceğim ama..
son kelimelerini duyamamıştım bile, gözbebeklerim parlamıştı, o güzelim yanlışları görünce, birini bırakıp birini aldım. çok severim yanlış yapmasını, hem de bile bile yapılınca daha tatlı oluyorlar. kim ne yapsın doğruları. herkes birbirinin üstüne basmaya çalışırken, ucuz, piyasaya düşmüş doğrularıyla uğraşa dursun, ben bu güneşte solmuş, tozlanmış yanlışları çok sevmiştim. çantamdaki ıslak mendille bir güzel tozunu da aldıktan sonra, her şey tam istediğim gibi olabilirdi. ben bunları alıyorum dedim adama, hepsini. hem de bedava istemiyorum. ederi neyse vereceğim. iki kere bedel ödemek daha büyük zevk verecek bana.
o anda canım annem geldi aklıma, o bayılır doğrulara.. anneme de birkaç tane en güzelinden doğru paketlerseniz çok sevinirim dedim.
dükkan sahibine iyi kazançlar dileyip, hızlıca evimin yolunu tuttum. anneme doğruları verip, odama kapanıp, saçtım yanlışlarımı yatağın üstüne.
yeni alınan bir çift ayakkabıya sarfedilen tüm ihtimamı, belki de daha fazlasını gösteriyorum onlara.
tek tek inceleyip, heyecanlanıyorum.
önce hangisinden başlamalı diye..

Share/Bookmark

1 yorum:

  1. çok güzel yazıların, tamamen kendi yaşamından bir kesit gibi. oysa ben yanlışları hiç sevmem ama sana yakışmış. anlatımın çok akıcı. ilmik ilmik dokumaya çalıştığım kumaşım karşıma çok güzel bir elbise olarak çıkmış. evet, tam istediğim yerdesin. yalnız yanlışları satın almaktan vazgeç. herkesten farklı olmak için yapma. gerçi sanat herkesten farklı olmaktır.
    annen

    YanıtlaSil