10 Nisan 2009

"şu anda muhakkak ki aşk rüyaları görüyordu"

güneş dediğimiz şeyin her sene yenisi gelir. ondan bir senesi, bir diğerini tutmaz.
kış başı doğarlar, kendiliğinden ayakta durmayı başarabildiklerinde artık bahar gelmek üzeredir. güneş ailesinin önde gelenleri; ışık saçmanın ipuçlarını verir aralarına katılan yeni minik üyeye. deneye yanıla öğrenir o da. bu sebepten bahar hep şaşırtır. kah güzel güzel ısınır, kah donarız; şımarık, buluğ çağındaki bir kız gibi.
yazın gücünün farkına varır, olanca varlığıyla ışır.
sonbaharda artık olgunlaşmıştır. vaktinin daraldığını, gücünün kısıtlı olduğunu bilir. gençliğine güvenmenin ne büyük bir hata olduğunu anlayıp hayıflanır. son bir kez tüm takatini toplayıp gösterir güzel yüzünü, sonra da solar gider; yerine yenilerini yetiştirmek üzere.
üzülmemek lazım; dünyanın düzeni bu.
işte bu gücünü üstümüzde deneyerek öğrenmeye çalışan güneşin, o gün parlayası gelmiş.
yalnız kalmayı çok severim, gün içinde, belirli zaman dilimlerinde bunu becerebildiğim için genelde toplum içinde geçirmem gereken sürede pek de zorsunmam ama o gün çok istedim, güneşle yalnız kalabilmeyi.
arkadaşım kahve almaya içeri seyirtince, uzunca bir kuyruk olmasını umdum. son zamanların en sevdiğim şarkısı kulağımda, gözlerimi yumdum tatlı bahar ışığına doğru. tam kararındaydı, gözlerimi acıtmadan ama orada olduğunu belli edecek kadar.. tam tadında..
ve;
"bugün aklıma
yazısız ve çizgisiz
bir resim geldi,
Ve benim, birdenbire
yüzünü değil,
gözünü değil,
senin sesini göresim geldi"

Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder