17 Mart 2009

sakla samanı gelir zamanı

bugün deniz otobüsünden inerken-mini asma köprüden, dolgu iskeleye adımımı attığım lahzada vazgeçmiş bulundum. bütün hücrelerimde hissettim bu vazgeçişi. sanıldığının aksine bugün hiç de mutsuz değildim. değildim çünkü uyanmak üzereyken rüyamda kendimi;kucağımda dev bir ördekle gördüm. ve rüyasında rüya analizi yapabilen bir insan olarak, bunu hayra yordum.
evet, mutsuz değildim-sonrasında da mutsuz olmadım.
eve döndükten bir süre sonra, artık yapmam gereken gündelik işlerimi halledip, kafa gezdireceğim dakikalara girmişken, eskileri sakladığım kutuya bir göz attım. tam olarak amacım ne yöndeydi hiç bilmiyorum ama şöyle bir tahminde bulunmam gerekirse; galiba tatlı-sevecen bir şeyler bulmayı planlamıştım. ama maalesef aradıklarımdan pek kalmamış, her halde uzun zaman zarfı boyunca ben, nadiren bağışladığın en tatlı gülümsemelerini-birkaç sevgi sözcüğünü bozdurup bozdurup harcamışım. elimde umarsız, hoyrat birkaç söz öbeği kalmış. tekrar tekrar baktım. zira mütehassısı olduğum alan; satır araları ve noktalama işaretleridir. sevgisini aleni gösterme meylinde olmayanların bile en içten yakınlıklarını buralarda anlarım. 2. bir maalesef ama onlardan da pek kalmamış.
çoraplarımıza ve diş fırçalarımıza da bakacaktım ama zaman kaybı olacağı düşüncesiyle, kapadım kutuyu, virgülde kendini ele vermemiş içtenlik, kendini baklava desenli bir çorapta asla gösteremezdi.
kahvemi yapmak üzere mutfağa yollanırken, tekrar sorguladım kendimi ama yok hayır müsrif bir insan değilim ben.
çok zorda kalmış olmasam, bozdurmazdım onları.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder