1 Mart 2009

being cared is the most heart warming feeling

her gün evden çıkmadan aynaya bakarım, kalabalığa karışmadan son bir tam bakış. önce tek tek saç-makyaj-kıyafetler teker teker gözden geçirilir, sonra, her şeyden emin olunca, en hızlısından birkaç tane, baştan aşağı. sokakta yürürken, başkalarının bakacağı uzunlukta. acaba akıllarında kalan ne olur o gün diye merak ederim. bugün yeşil montlu kız mıyım, yoksa pembe çizmeli mi?
ama işte o gün aceleden unutuverdim bakmayı.
sevdiğim kaldırımlara özenle park etmiş arabalar da yoktu bugün nedense. bir gariplik olduğunu farkettim.- ben arabaları herkesten farklı bir amaçla kullanırım. boyuma uygun park etmişlerin camlarını ayna olarak. park hizzalarına göre bu aynalar, bazen etek ucuma, bazen göz makyajıma denk gelir. ama toptan neye benzediğimi bilemem.
her günkünden garipseyen bakışlar hissediyordum üstümde. ama toplumumum her şeyi bir anda kabul edemeyen insanları gene garipsemişlerdir üstümdeki bir şeyi diye, pek üstünde durmamaya çalışsam da, aynaya bakmamış olmanın verdiği rahatsızlık, yürüyüşümün kendinden eminliğine önemli miktarda sekte vurmaktaydı.
hızlı hızlı yürüyordum ki, baktım yerde peşimden mor-pembe-mavi bulutlar geliyor. kenarları pofuduk bir yumuşaklıkta, ortaları belli asimetrik dörtgenlerden müteşekkil. dünya güzeli bulutlar.
mutluluktan içim içime sığmadı.
nasıl göründüğüm kaygısı bir anda uçuverdi aklımdan.
aynaların ve arabaların oyunu bu yüzdenmiş.
hepsini işbirliği için ikna etmişsin, dünyanın en güzel hediyesini vermek için.
tam hayal ettiğim gibi olmuş.
baharın en tatlı günlerine yakışacak güzellikteler.
o yüzden birkaç haftalığına özenle paketleyip dolaba kaldırdım. ilkyaz güneşi kendini gösterir göstermez, sokaklarda dolaşacağız.
beraber.
çok değil zaten balık yağı haplarının bitmesine az kaldı.
Share/Bookmark

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder